Eskişehir'in İlçeleri Arasındaki Mesafeler

Eskişehir ↔ Alpu 37.4 km. Eskişehir ↔ Mihalgazi 28.3 km.
Eskişehir ↔ Beylikova 59.4 km. Eskişehir ↔ Mihalıcçık 83.8 km.
Eskişehir ↔ Çifteler 62.4 km. Eskişehir ↔ Odunpazarı 0.0 km.
Eskişehir ↔ Günyüzü 118.8 km. Eskişehir ↔ Sarıcakaya 30.3 km.
Eskişehir ↔ Han 74.6 km. Eskişehir ↔ Seyitgazi 39.8 km.
Eskişehir ↔ İnönü 32.4 km. Eskişehir ↔ Sivrihisar 94.4 km.
Eskişehir ↔ Mahmudiye 50.6 km. Eskişehir ↔ Tepebaşı 3.2 km.
  • Eskişehir 'e en yakın ilçe 3.2 km ile Tepebaşı, en uzak ilçe ise 118.8 km ile Günyüzü olarak hesaplanmıştır.

 

Eskişehir'in İlçeleri

Eskişehir İlçeleri

Mahmudiye

Mahmudiye Mahmudiye İlçesi; kuzeyde Merkez İlçe, Alpu, kuzeydoğuda Beylikova, doğuda Sivrihisar, güneyde Çifteler, batıda Seyitgazi ile çevrilidir. 1940 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuş, 1954 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu : 8.654 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Eski çağlarda Hitit ve Frig uygarlıklarının yerleşimine sahne olan ilçede Roma-Bizans dönemlerine ilişkin kalıntılar bulunmuştur. İlçe Osmanlı döneminde önem kazanmış, orduya at yetiştiren hara’nın kurulması ile daha da gelişmiştir. 1815 yılında II.Mahmud’un emri ile kurulan Çiftlik-i Hümayun’da tarımsal faaliyetler, at ve koyun yetiştiriciliği ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle ilçeye Mahmudiye adı verilmiştir. Günümüzde Anadolu Tarım İşletmesi adını alan kuruluş ülkenin yarış atı ihtiyacını karşılayan önemli birkaç merkezden biridir.

Sivrihisar

Sivrihisar ilçesi, doğuda Günyüzü ve Ankara, batıda Çifteler ve Mahmudiye, kuzeyde Beylikova ve Mihalıççık, güneyde ise Konya ve Afyon ile çevrilidir. Nüfusu: 23.423 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Sivrihisar ilçesinde yerleşim Hititler zamanına kadar iner. O dönemde adı Sallopa olan ilçede Milattan önce 700’lerde Frigler yerleşmeye başlamıştır. İlçe merkezinin 16 km. yakınında olan Pessinus (bugünkü Ballıhisar) önemli bir kült merkezdir. Friglerle birlikte Ana Tanrıça Kibele kültünün de yok olması Pessinus’un giderek önem kaybetmesine yol açmıştır. Roma döneminde ticari ve askeri önemi artmaya başlayan Sivrihisar, Bizans İmparatoru Justinianos (M.S.527-565) tarafından yeniden onarılmış ve Justinianopolis adını almıştır. 1074 yılında Selçuklu’ların eline geçen ilçe Karahisar adını alarak bir imar hamlesi başlatılmıştır. Camii, han,hamam,medrese gibi yapılar ilçenin önemli bir kültür merkezi olmasını sağlamıştır. 1289 yılında Osmanlıların eline geçen Sivrihisar’da 1684 yılında kaza teşkilatı kurulmuş, 1912’de Eskişehir iline bağlanmıştır. Günümüzde Sivrihisar kültürel ve tarihi bir merkez olarak önemini korumaktadır. Ünlü mizah ustası ve filozof Nasreddin Hoca’nın doğum yeri olmasıyla da ünlüdür. 

Sarıcakaya

SarıcakayaSarıcakaya ilçesi, doğudan Ankara, batıda Mihalgazi,kuzeyde Bolu, kuzey batıda Bilecik, güneyde ise Merkez İlçe ile çevrilidir. 1958 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu: 5.353 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı sebze ve meyve üretimidir. Seracılık ve ipek böceği yetiştiriciliği de yaygındır. İlçe merkezinin 13 km. doğusundaki Laçin Köyü’nde maden suyu kaynakları bulunmaktadır. Sakarya Nehri boyunca düzenli yerleşim 1460 yıllarına kadar uzanır. İlçe merkezindeki bu günkü Sarıkaya ve Camikebir mahallelerinin birleşmesiyle bugünkü Sarıcakaya ilçesi oluşmuştur.

Mihalgazi

MihalgaziMihalgazi ilçesi; doğuda Sarıcakaya İlçesi, batı ve kuzeyinde Bilecik, güneyinde Merkez İlçe ile çevrilidir. Belediye teşkilatı 1967 yılında kurulmuş, 1991 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu: 3.699(31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı meyve ve sebze üreticiliğidir. Coğrafi konumu nedeni ile ilçe yazlık ve kışlık sebze yetiştiriciliğinde ve seracılıkta gelişme kaydetmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun öncesinde Ertuğrul Gazi’nin yönetiminde Sakarya Nehri boylarındaki yöre 1292’de müslümanlığı seçerek Osmangazi ile birlikte çok sayıda sefere katılan eski Harmankaya Tekfuru Köse Mihal’in yönetimine verilmiştir. Köse Mihal’in halk arasında bilinen adı olan Abdullah Mihalgazi ilçeye ad olarak verilmiştir. Sakarılıca Kaplıcaları 55 derece ısısı ve 11lt/sn.su debisi ile romatizma ve birçok hastalıklara iyi geldiği için çok sayıda ziyaretçi ağırlamaktadır. 

Tepebaşı

Tepebaşı İlçesi296.704 nüfuslu (31/12/2011) 976350 da yüzölçümüne sahip 43 mahalle 40 köyden müteşekkil İlçemiz Tepebaşı, Bozdağ ve Sündiken Dağları ile Kütahya Yükseltisi arasında kalan Porsuk ovasının ortasından geçen ve Sakarya Nehri’nin en önemli kollarından biri olan Porsuk Çayı’nın iki yakasına kurulmuş Eskişehir kent merkezinin kuzey, kuzey-batısında bulunmaktadır. Coğrafi olarak Orta Anadolu’da bulunan ilçemizde tipik kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak Kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yağışlar özellikle Aralık –Mart ayları arasında kar şeklinde görülür. İlçemizde yıllık yağış ortalaması 378,9 kg/m² dir.

Seyitgazi

Seyitgazi-Seyit Baddal Gazi TürbesiSeyitgazi İlçesi; kuzeyde Merkez ilçe, kuzeydoğuda Mahmudiye, batıda Kütahya, güneyde Afyon, doğuda Çifteler ve Han ile çevrilidir. 1922 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu: 15.783(31/12/2011) En önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçe ilkçağlarda hayli yoğun bir Hitit-Frig yerleşimine sahne olmuştur. Nakoleia adı ile Roma-Bizans döneminde önemli bir karakol haline gelmiştir. M.S. 740 yıllarında bölgeye yapılan Arap akınları sırasında İslam kahramanlarından Seyyid Battal Gazi Şehit olmuştur. Ve adı İlçeye verilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman 1533-1536 Irak Seferine giderken ordu Seyitgazi’de konaklar ve Matrakçı Nasuh, Seyitgazi’nin minyatürünü resmeder. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde(17.yüzyıl ortaları) Seyitgazi hakkında şu bilgiler geçer.”... burada Seyyid Battal Gazi de gömülüdür. Rum harplerinde şehit olmuştur...Seyitgazi-Seyit Baddal Gazi Türbesi Hacı Bektaş Veli’nin onayı ile bin adet ev halkı iskan edilerek, büyütülmüştür...” Seyyid Battal Gazi Kimdir? Ünlü İslam Komutanının 8.yüzyılda yaşadığı tahmin edilmektedir. İslam ordularının Bizans’a karşı savaşlarında destanlaşmış varlıklar göstermiştir. Antakya,Şam yada Malatya doğumlu olduğu söylenir. İstanbul kuşatmasında (M.S.717-718) ve M.S.740’a değin seferlerdeki kahramanlıkları halk tarafından destanlaştırılarak anlatılmıştır. Afyonkarahisar yakınlarındaki bir savaşta şehit düşmüştür. İki büyük destana konu olmuştur. Arapça, “Zatü’l-Himme” ve Türkçe “ Battalname” adına 1207-1208 yıllarında alaaddin Keykubat’ın annesi I.Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi olan Ümmühan Hatun tarafından Bir külliye yaptırılmıştır. Ve kasabaya Seyitgazi adı verilmiştir.

İnönü

İnönü Mağaralarıİnönü ilçesi doğuda merkez ilçe, güneyde Kütahya, güneybatı, batı ve kuzeyde Bilecik iliyle çevrilidir. Belediye teşkilatının kuruluşu 1884 yılına uzanır. 1987 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu : 7.230 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçenin, yoğurt ve kaymağı meşhurdur. İnönü ovasına hakim tepelerin üzende yer alan in’ler, korunma kolaylıkları dolayısıyla doğal birer kale görevi görmekteydi. Kanuni Sultan Süleyman 1533-1536 Irak Seferi’ne giderken İnönü’de konaklar.Matrakçı Nasuh; altta İnönü, ortada Bozüyük ve Derbend-i Ermeni(Osmanlı döneminde Ermeni Derbendi İnönü Savaşları Karargah Müzesidenen dağ geçidi, günümüzde ilçe merkezi olan Pazaryeri kasabasının bulunduğu yer), üstte Zincirlikuyu olmak üzere minyatür resmeder. Bu minyatür bize İn’lerin o tarihte bile önemini koruduğunu göstermektedir. Atatürk’ün emirleriyle kurulan Türk Tarih Kurumu, Anadolu’nun karanlıkta kalan geçmişini ortaya çıkarmak için başlattığı çalışmaların bir kısmını da İnönü civarında sürdürmüştü. Bu mağaralarda 1938 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan kazılar sonucunda Bakır Çağı’nda tarihlenen kap-kacak ve Frig, Bizans ve Osmanlı dönemi keramikleri bulunmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında, I.İnönü(9-10 Ocak 1921) ve II.İnönü(31 Mart – 1 Nisan 1921) zaferlerinden sonra Atatürk tarafından, savaşları idare ettiği yer olan İnönü beldesinin adı, İsmet Paşa’ya soyadı olarak verilmiştir.

Alpu

Alpu İlçesiAlpu İlçesi; doğuda Beylikova, batıda Merkez İlçe, kuzey batıda Sarıcakaya, güneyinde Mahmudiye, kuzeyde ise Ankara ile çevrilidir. Belediye teşkilatının kuruluşu 1955’tir. 1987 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu: 12.757 (31/12/2011) İlçe halkının geçim kaynağı ağırlıklı olarak tarım, orman ve hayvancılıktır. Toprakların büyük bölümünde şeker pancarı ekilidir. Dereköy mevkiinde ocaklardan çıkarılan lületaşı ham veya işlenmiş olarak satılmaktadır. İlçede yaklaşık 250 aileden oluşan gümüş işleme ustaları “Savat” adı verilen sanatı sürdürmektedirler. “Savat” gümüş üzerine siyah savat çamuru ile yapılan bir süsleme tekniğidir. Siyah-Beyaz bir renk ile gümüş eşya ayrı bir güzellik kazanır. İlçenin 16 km. güneydoğusunda ki Uyuzhamam köyündeki kaplıca suyu deri hastalıklarına iyi gelmektedir. İlçe, ilk çağlardan itibaren Hititliler ve Friglerin yerleşimine sahne olmuştur. 1071’deki Malazgirt Savaşından sonra, Selçuklu Uç Beylerinden Bozhan, halen ismi Bozan olan kasabanın bulunduğu yere bir han yaptırır ve altı haneyi buraya yerleştirir. Altı-Altu-Alpu olarak değişime uğrayarak bugünkü adını almıştır.

Çifteler

Çifteler SakaryabaşıÇifteler ilçesi; doğuda Sivrihisar, batıda Seyitgazi, güneybatıda Han, kuzeyde Mahmudiye, güneyde Afyon ile çevrilidir. 1951 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu : 16.392 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçedeki su ürünleri istasyonunda aynalı sazan, alabalık ve pekin ördeği yetiştirilmektedir. İlçeye yerleşim antik çağlarda Frig ve Roma uygarlıklarına kadar uzanır. İlçe sınırları içerisinde çok sayıda höyük bulunmaktadır. Osmanlı Devleti zamanında tahıl gereksinimini karşılayan önemli merkezlerden biriydi. 1795 yılında düzenli yerleşim ile Çifteli adı Çiftlük-ü Humayun olur. 19. yüzyılın başlarında Çifteevler olarak değişen isim zamanla Çifteler olur. Sakarya Nehrinin doğduğu yer olan Sakaryabaşı Çifteler’in 2 km. güneyinde yer alır. Kaynak güzel bir göl oluşturur. Rengarenk bitkileri ve balıkları ile doğal bir akvaryum gibidir. Sakaryabaşı’nda turizm hareketliliğine cevap verebilecek konaklama, balık lokantaları, çay bahçeleri, günübirlik piknik ve mesire alanları ve doğal yüzme havuzu vardır.

Günyüzü

Günyüzü İlçesiGünyüzü ilçesi, doğuda Ankara, batıda Sivrihisar, güneyde ise Konya ile çevrilidir. Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuş, 1990 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu: 6.716 (31/12/2011) En önemli geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır. İlçeye bağlı Kayakent Kasabası, Kuzuören,Kavacık ve Gecek köylerinde kök boya kilim dokumacılığı yapılmaktadır. İlçe’deki Arayit Dağı eteklerindeki küçük vadilerde Frig yerleşmeleri ve kaya anıtları bulunmuştur. Daha sonra ilçe Roma-Bizans yerleşimine sahne olmuştur. 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1150 yıllarında ayrı bir yerleşim merkezi olarak (Kozağacı) adı ile anılmaktadır. 

Odunpazarı

Odunpazarı SokaklarNufusu: 365.764 (31/12/2011) olan; Eskişehir’in güney tepelerinde meskun, tarihi Odunpazarı İlçemizin oldukça ilginç bir kuruluş söylencesi vardır. “Kente ilk yerleşmeye gelenler üç koyun ciğerini birer sırığın üzerine yerleştirerek, bu sırıkları bugün bilinen isimleriyle Şarhöyük, Porsuk kenarı ve Kurşunlu Camii’nin olduğu yerlere dikerler. Şarhöyük ve Porsuk kenarına konulan ciğerler hemen bozulur. Kurşunlu Camii’nin yakınına yerleştirilen ciğerlerse bozulmadan kalır. Odunpazarı SokaklarBöylece en temiz havanın burada olduğuna karar verilerek, buraya yerleşilir. ”Bazı araştırmacılar,Osmanlı Devleti’nin Odunpazarı’nda kurulduğunu o dönemlerdeki adının ise, “Karacaşehir” olduğunu kayıtlara geçmiştirler. Odunpazarı üzerine kayıt düşen kimi araştırmacılar ise; Selçuklu Türkleri’nin, Eskişehir’i 1200’lerde Odunpazarı’nda kurduğunu belirtiyorlar. İlk kuruluşu Hititler dönemine uzanan kentin Dorylaion adını alması bu döneme rastlıyor. Hititler, Frigler, Romalılar ve Bizanslılar’ın ele geçirdikleri dönemde ticaret merkezi olan kent bu nedenle saldırılara hedef olmuş. Romalılar kenti Porsuk Çayı’nın kuzeyine taşımışlar.Bizanslılar ise giderek artan Arap ve Selçuklu akınlarından korunmak için güneybatıdaki Karacaşehir tepesini seçmiş.Anadolu, Türkler’in eline geçince de kent yeniden ovaya kurulmuş, ancak Porsuk Çayı’nın sık sık taşması karşısında daha güvenli ve ovaya yakın olan güneydeki tepenin yamacına yani şimdiki adıyla Odunpazarı’na taşınmıştır.

Mihalıççık

Mihalıççık-Çatacık OrmanlarıMihalıççık İlçesi, kuzeyde ve doğuda Ankara, batıda Beylikova ve Alpu, güneyde ise Sivrihisar ile çevrilidir. 1925 yılında Eskişehir’e bağlanmıştır. Nüfusu: 10.028 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlkçağlarda ki Frig yerleşiminin izleri olmasına karşın ikincil derecedeki yollar üzerinde bulunması nedeniyle ancak Osmanlı döneminde önem kazanmış, Osman Bey tarafından Köse Mihal’in yönetimine verilen ilçe, torunu Gazi Mihal dolayısıyla Mihalıççık adı ile anılmaya başlandı. Anadolu’nun en önemli ozanlarından Yunus Emre ‘nin doğduğu yer olan Sarıköy(bugünkü Yunus Emre Köyü) Mihalıççık İlçesi sınırları içerisindedir. 6-10 Mayıs Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası olarak kutlanmaktadır. Mihalıççık’a 12 km. uzaklıktaki Sorkun köyünde halkın tümü çömlekçilikle uğraşmaktadır. Yüzyıllar öncesinin yöntemlerini kullanmaları dolayısıyla dünyanın her yerinden gelen bilim adamlarınca araştırmalar yapılmaktadır.

Beylikova

Beylikova İlçesiBeylikova ilçesi, doğuda ve kuzeyde Mihalıççık, güneyde Sivrihisar ve Mahmudiye, batıda Alpu ilçeleri ile çevrilidir. Nüfusu :6.557 (31/12/2011) İlçe halkının en önemli geçim kaynağı , tarım ve hayvancılıktır. Toprakların büyük bölümünde şeker pancarı ekilidir. Her yıl Haziran-Temmuz aylarında Süt Şenliği yapılır. Porsuk Nehri kıyısında yer alan ilçenin içinden Eskişehir-Ankara demiryolu hattı geçmektedir. İlkçağda Frig ve Roma egemenliğindeki ilçe, Selçuklular döneminde büyük bir at yetiştirme merkezi olduğu için Beylikahır olarak adlandırılmış, 1985 yılında ismi Beylikova olarak değiştirilmiştir.

Han

Han İlçesiHan ilçesi; doğuda Çifteler, kuzey ve batıda Seyitgazi, güneyde Afyon iliyle çevrilidir. Belediye teşkilatı 1967 ‘de kurulmuş, 1990 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu : 2.187 (31/12/2011) En önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçe hayli yoğun bir tarihi yerleşime sahne olmuştur. Yazılıkaya-Midas Kenti dahil Han-Yazılıkayabirçok Frig eserine, Roma-Bizans , Osmanlı Uygarlıklarına ait yerleşim yeri ve kültür varlıklarına sahiptir. IV.Murat döneminde, Vezir-i Azam Hüsrev Paşa Bağdat Seferi’ne giderken bölgenin önemini kavramış ve buraya bir kervansaray, cami, hamam ve çeşmeler yaptırılmasını istemiştir. Han-i Hüsrevpaşa olarak adlandırılan ilçe, adını buradan almıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde: “... Eskişehir’i geçip menzil-i Seyitgazi’ye ondan sonra Han-i Hüsrevpaşa’yı geçip...” ifadesi o dönemin kervan yolunda Han’ın Seyitgazi’den sondaki önemli bir konaklama noktası olduğunu göstermektedir.

 

 

Hits: 236

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

1 × 1 =